16 Kasım 2015 Pazartesi

Gülengül'den "Armağan" Kitaplar

Uzun zamanımı alan teknik sorunlarla halleştiğim günlerin sonuna geldim şükür:))
Herkesin okumasına açık olarak web siteme yerleştirdiğim 3 kitaptan sonuncusu Yeni Zelanda üzerine olduğundan, kitabı fotoğraflı olarak hazırlamak istemiştim. Sonunda bir Apple uygulaması bana yardımcı oldu ve kitap, açılır-kapanır pencerelere yerleşen fotoğraflarla İBooks'da okunabilecek şekle geldi:))
Apple ürünü haricinde okumak isteyenler PDF biçimini seçip okuyacakları ortama indirebilirler.

İlk iki kitabım için fotoğraf çalışmasını henüz  yapamadım, umarım ilerde o da olur:))

Kitaplara dair bilgiler ve onları neden armağan olarak okura verdiğim gibi konuların hepsi web sitemden okunabilir:
www.gulengulanil.com

İlham verici özyaşamöyküleri dinlemeyi/izlemeyi/okumayı oldum bittim sevmişimdir. Umarım siz de yaşamıma dair hikaye ettiklerimi ilham verici bulup seversiniz.

Bütünün hayrına olması dileğiyle sevgiyle paylaşıyorum.




15 Kasım 2015 Pazar

Çandır'da yaşam - (Gülengül'ün gözünden)

Topluluğa katılalı iki buçuk ay oluyor...
Bende değişim dönüşüm sürüyor. Kalabalıkla(ta) yaşamayı deneyimlerken, hayatın akışı daha da çok kalabalıkları hediye etti bana :))

İki önemli çalışma yapıldı mekânımızda. Andrew Davies'in kolaylaştırıcılığında Visionary Leader's Journey(VLJ) ve Robin Dreaming'in kolaylaştırıcılığında Way of Council. Kendi evimizde ağırladığımız arkadaşlarımızla daha büyük bir topluluk olarak yani bir topluluk yaşamı her nasılsa o şekilde yaşayarak yaptık çalışmalarımızı. Hem işleri hem neşeyi hem hüznü paylaştık. Kalpten dinledik, kalpten konuştuk, kristallerin yardımıyla meditasyonlar yaptık, Yeni Hikaye için kolları sıvadık. Gölde ve denizde yüzdük, Kaunos'a yürüdük. Ama en önemlisi içsel yolumuzu yürümeye devam ettik. Yol bizi bir yerlere götürüyor, yeni bir yerlere... orada kalpten iletişim var, yargıdan uzak iletişim... barış  ve sevginin topraklarına yürüyoruz... Yeni hikayeyi yaza yaza gidiyoruz.




1 Ekim 2015 Perşembe

Dolunay, Ben ve Topluluk (Begüm'den...)

Hımm hangisinden başlasam? Dolunay etkilerinden mi,
benden mi, yoksa Çandır Candır'dan mı?
Ben benden de başlasam (zira  ben olmasam diğerlerini
şimdi, buraya yazan da olmazdı) hepsi öylesine birbirine 
bağlı ki farketmiyor...
Dün ormandaki 2,5 saatlik muhteşem çemberimizde 'ben' 
ayrı 'topluluk' ayrı mı diye muhabbetleştik dördümüz. Benim
hayatım, kişisel ihtiyaçlarım ne kadar kesişiyor topluluğun 
ihtiyaçları ve hayatıyla.
Meselâ kış için yapılacak işlerin benim bu aralar yaşamakta
 olduğum içsel abukluklarla ne alâkası olabilir? Evet evet
 'içsel abukluklar'. Dolunayla gücü keskinleşen kendimle ilgili 
birtakım hayal kırıklıkları, hâlâ önüne geçemediğim beklentiler 
ve üstelik bunların daha çok cinsellikle ilgili olması...
Herşey sanırım hayatıma yeni (ve o kadar da eski) özel bir 
insanın girmesiyle başladı bir buçuk ay kadar önce (kim o,
ne iş yapıyor vs. gibi sorular geliyorsa aklına, hemen 'delete'
tuşuna bas zira konuyla ilgisi yok;). Her yakın ve kâlpten bağ
 kurabildiğim insan gibi o da ayna oluyor tüm gizli kalmış, bastırılmış 
taraflarıma. Hemen her birlikte oluşumuzda hoşuma gitmeyen bir yönüm 
fışkırıyor biryerlerden. Kaçış yok, üzerinde çalışılacak, yazılacak,
paylaşılacak bir şekilde ki dönüşsün, hayırlara vesile olsun.
Tüm bu çok kişisel durumların toplulukla ne ilgisi var?
Şöyle ki ben özellikle bu zamanlarda anlıyorum gerçek bir
toplulukta varolmanın, gözlerinin içine bakıp tamamen içimden
geldiği gibi konuşabilmenin, bu sevgi ve güven ortamının önemini.
Kendimden hiç te hoşnut olmadığım zamanlarda bile onlarla gülebilmek,
yanyana, elele durabilmek, sevildiğimi, önemsendiğimi bilmek hayatımdaki
en büyük nimet sanırım.
Kendimden çok hoşnut olduğum, neşemi, sevincimi, heyecanımı 
paylaştığım zamanlarda da öyle.
Emre'yle aramızda bir şaka var  hayatımdaki o özel insan varolalı ve onu 
arada sırada ziyarete gideli beri. Ben diyorum ki 'Ne yaparsam topluluk
 için yapıyorum.' O benim sevgilim değil (kimse benim değil). Emre de 
dedi ki bir kere  'topluluğun sevgilisi' ;)
Velhasıl ben ne yaşarsam ve kâlpten  paylaşırsam buradaki bu dört
kişiyle, evde yemek mi yapılacak, atölyeye mi hazırlanılacak, kışa odun
 mu toplanacak hepsi daha bir kolay akıyor, daha bir kendiliğinden 
halloluyor, daha bir ne bileyim 'birlik'te oluyor. 
Dolunay ayrı, ben ayrı, topluluk ayrı değil yani. Hepsi bir, hepsi aşk, hepsi sevgi...